

Kendimi bildim bileli, zannediyorum 8-9 yaşından beri biliyorum, bir elimde kağıt, bir elimde kalem Erovizyon geceleri geçerim TV karşısına başlarım puanlamaya..özel bir gecedir ve beklenir bir yıl boyunca buyuk bir sabırla :)sonra Türkiye'nin çıkması beklenir, kalpler heyecandan duracak gibi olur ve genelde alınan havayla kalınırdı :)bir dinle Şebnem Paker'i hatırlarım, birinciliği hakettmişti o sene ama işte şans çok önemli, sonra sertab bizi kalpten götürüyordu ve Athena da hiç fena değildi, hatta o sene yarışma istanbulda olmasa belki kazanırdık..
Erovizyonda kazanmak için sadece iyi bir şarkının yeterli olmadığını çok iyi biliyoruz artık, bunun yanısıra çok iyi bir show, tanıtımlar ve halihazırda özellikle komşularıyla iyi geçinen bir ülke olabilmek gerçekten çok önemli :))Yoksa
İngiltere gibi 0 çekip oturursunuz zaman zaman.
Neyse yıllar böyle akarken, geçen sene bir de baktım elimde Erovizyon bileti, hani
bileti bulmak da biraz zor oldu ama gerçekten değdi..
Gerçi salondan izlemek öyle garip ki, Bülent Özveren'in sesi olmadan TRT vtrsini izlemeden bir şeyler eksik kaldı..ama yine de havaya girdik nitekim şarkılar çok güzeldi ve hareketliydi hatta öyle ki 30 gün kendimizi sibel'i sevmeye zorladıktan sonra gerçekten sevdik sanırım psikolojide şartlı öğrenmek gibi bir şeydi. Yalnız benim final biletim olduğu için yarı finalde elenicek diye ödüm koptu, eğer Atina'da final heyecanını yaşayamasaydım gercekten cok ama cok üzülürdüm.. hem yarı finalde hem de finalde Ülke fanları belirli bir yerde oturur özel olarak ayrılan bölmede tam sahnenin önünde. ben yarı final biletini almadım ama sonra sibel'in elenme ihtimali buyuyunce ne olur ne olmaz diyip bir bilet alıp Yunan halkıyla izledim..kesinlikle halka karışmak süperdi, öyle ki beni teselli etmek için ellerinden geleni yaptılar, sibel in adı bir türlü okunmadı final için sayılan 10 ülke anons edilirken ve ben ağlamak üzereydim, ve okununca da hepberaber sevindik :)
Fan gurubu olarak gerek Yunan TV kanallarından gerekse halktan büyük ilgi gördük, hepimizde Türk ve Yunan bayrakları vardı ve TV kanalları bizi görünce adeta birbiriyle yarışıyordu, BBC dahil toplamda 6 röportaj verdim :)Hatta birini otele gelince izlemiştim gercekten hayatım boyunca unutmayacağım..Yalnız en üzüldüğüm nokta Anna Vissi'nin şarkısını hiç beğenmeme rağmen sorduklarında oldukça güzel bir şarkı demek zorunda olmamdı, kamera karşısında geçince işler biraz değişiyormuş :))
bir de bir alman gazeteci gözümün içine bakıp ne zamandan beri Turk-Yunan dostluğundan bahsediyoruz dedi, ben de gayet soğukkanlılıkla depremden beri dedim..
Devasa Türk bayrağımdan dolayı metroda bir kaç kez sert bakışlarla karşılaştım ama kendimi korumak için hemencecik bir tane de küçük bir yunan bayrağı edindik :))zaten her yerde istemediğiniz kadar dağıtılmaktaydı..Türk bayrağını gören Yunanlıların bir kısmı hemen yanımıza gelip bizimle Türkçe konuşmaya başladı ve Türkiye asıllı olduklarından bahsettiler, bu tur sohbetler bir hüzün havasında ve bazen de göz dolmasıyla sonuçlanırdı. Azımsanmayacak kadar insan da önümü kesip, sizin şarkınız süper, gercekten çok güzel diyen olmuştu, bense onlara uzaylı gözüyle bakıyordum nasıl yani ciddi mi!!??
Sibel Tüzün'e 2 hafta boyunca Tanyeli eşlik etti, biz hep son dakika Tanyeliden bi şeyler bekledik sahnede ama meğer o sibele bir iki figür öğretmek için ordaymış, ne kadar başarılı oldu gördük, daha doğrusu pek bir şey göremedik oryantal bağlamında..
Buarada Tanyeliyle kısa bir tanışma durumumuz oldu, oldukça yoğun olmasına rağmen grup haricinde de bir fotograf çektirebildik :))
Yarışma genel olarak oldukça ilginç devam etti,herkes Rusya, Romanya ya da İsveç derken Finlandiya buyuk bir surpriz yaparak birinci oldu, Vissi den sonra salonu en cok sallayan onlar olmuştu aslında..hayır parça da zaten sallanılmayacak bir parça değildi, hard rock halleluja :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder