31 Mayıs 2007 Perşembe

Polonezköy

 


Polonezköy is situated near Istanbul founded by Polish people
who escaped from the Russian occupation in the 19th century.
Adam Gartoryski, the prince of Polond, is one of the polish people
who lived in Polonezköy for a while. among polish people polonezkoy
is known as adampol.
at the weekend i had to chance to visit polonezköy, and it was amazing..
the houses are among trees, the nature is just great..
there are mansions and hotels to stay, also there is a very special patisseria
where you can taste hand made polish cake.

Turkceye gecersek efem, polonezköy istanbulun gürültüsünden, keşmekeşinden uzak
beykoza ortalama 25 km uzaklıkta bir cennet.. Doğa tum cömertliğini sergilemiş burda..
evlerin mimarisi, kilise, ve bir teyzenin anı evi, doğal guzelliklerin yanında
bir de polonya kulturunu sunuyor. zamanında polonyalılar kurmuş bu güzel kasabayı..
19 yuzyılda ruslar polonyayı işgal ettiğinde bu işgali tanımayan yegane ülke imiş
Osmanlı imparatorluğu. ve polonyalı mültecilere polonozköy tahsis edilmiş.
daha fazla bilgi için :http://www.polonezkoy.com/
Posted by Picasa

for more photos :

29 Mayıs 2007 Salı

Dostluk mesajı çocuklardan


19 Mayıs'da Anıtparktaki muhteşem Teoman konseri öncesi
bu güzel çocuklar 2 kere karşıma çıktı.. Galatasaray Fenerbahce maçına dakikalar vardı, ve aynen çocuklar bu şekilde maçı izlemeye gidiyordu, ağabeyleri stadyumu pet şişesine, taşa, çakmağa boğarken, spor adına yapılmaması gereken her şeyi yapmak üzere yemin etmişken, çocuklar oralı bile olmadan, kötü örneklerine nazire yaparcasına kolkola maçı izliyorlar.
galatasaraylılar da demek ki beterin beteri var detirtebiliyor, Türkiye'de genelde Fenerli taraftarlar için kullanılan butun kötü sıfatlara ortak olmayı hakkıyla başarabiliyorlar, ama sonucta kaybeden Turk futbolu oluyor ki az çok Turkiyeyi bilen herkes bilir ki futbolda fanatizm takım, taraftar sorunu değil, zihniyet sorunudur. bu zihniyetler her renk altında işlevlerini yerine getirirler..
bu sorunu çözebilecek olan futbul klub başkanları ve yöneticileridir polis teşkilatıyla birlikte...batıda böyle olmakta en azından..

25 Mayıs 2007 Cuma

Ne yıldızlara dokunmak
Ne de aya tutunmak,
yaşamak sadece
yürümek sokaklarda
solumak sonuna kadar
inadına inat

21 Mayıs 2007 Pazartesi

çocuklar gibi şendik :)



19 Mayıs'ımızı çocuklar gibi kutladık :D sağdan soldan "heyy 23 Nisan değil bugun"
diye bizi eleştirenlere rağmen biz çok mutluyduk! ve resmen çocuk parkına saldırıp bir müddet ihlal ettik :)
çok yakında çok daha çok fotolar burada :D

20 Mayıs 2007 Pazar

MAT KOLAY DEĞİL AÇIN SESİNİ ÇOKÇAAA!





Eyyyy çok kıymetli ziyaretçilerim,
işteeee son zamanlarda kafamı kazıyan şarkı, zaten haftasonu bolca annem,Kuzi, Işık, Alper ve Şafak'ın kafasını ütüledim:D
o neeeee vokalllllllllll o ne sessssssssss (tutmayın ulen abartıcam) o ne davul, cok ciddiyim özellikle davula çok dikkat edin gerçekten inanılmaz! gitar zaten aman tanrım boyutlarında!bir dee sözler!
acilen istanbula gidip çıktıkları mekanda bir canlı dinlemek lazımdır! (her cumartesi pulp'dalarmış)
cidden son zamanlarda dinlediğim en etkileyici şarkı
kolay değil
rol yapsam da bazen
beni hiçbi' şey güldürmüyor
sorun değil
çünkü artık zaten
beni hiçbi' dert öldürmüyor

daha fazla bilgi için:http://www.matonline.net/

15 Mayıs 2007 Salı

Silence 4 David Fonseca



Haftanın klibi Portekizden :)
Gercekten ses olsun klipleri olsun, portekizde de çok sevilen silence 4, ama sanırım şimdilerde solo çıkartan David Fonseca, bu şarkıyı sevdiyseniz kesinlikle diğer şarkılarını da dinleyin..
özellikle Angel song :

http://www.youtube.com/watch?v=xW_iI6Re1fc&mode=related&search=


ve little respect coverı..
sevgiyle :)

Peter Naumoski :)



Heyy bee! Makedonya fotolarının arasına bu fotoyu koymayı nasıl unuturum!
Bir dönemimiz Peter Naoumoskiyle geçti, Efes'e ve Türkiyeye gelmiş geçmiş en iyi yabancı basketbolculardan biriydi, (yabancı bile demek içimden gelmiyor ya!)
Öyle bir oyun kurardı ki çözebilene aşkolsun :)
Makedonyada oldugum sürede tamamen onun makedon oldugunu unutmusum, nitekim kaldığım evin posterlerini incelerken birden dank etti kafama!
Kendisi şuan parlamentoda yer alıyormuş.

14 Mayıs 2007 Pazartesi

Şampiyon Fenerbahçe


Yegane sevdiğim futbolcuları eh BJK'den :)

Şebo'nun en sevdiği futbolcu arkadaşı Önder ile

Pazar günü yorulmuşum gelmişim evime biraz uyuyum dedim ama ne gezer,
evimizin etrafını çevreleyen kafelerden ve kahvelerden yükselen bağrışmalar, çağrışmalar neticesinde ulen ne oluyor diye açtım ki TV'yi meğer maçlar başlamış, sanki yakınımızda stadyum var allahım o ne coşkudur, bir de anlamıyorum nasıl her golden sonra sevinç çığlıkları oluyor, zannediyorum fener her gol yediğinde ittifak oluşturan TS, GS ve BJK fanları diğer tarafta da yalnız kalmış geçen seneden temkinli ama hırslı FB taraftarları..böyle bir atmosferde uyumak ne mümkün..
Arkadaşım Sivas'dan aradı Hale dedi 1-0 öndeyiz ama sanırım gol yicez byeee, o da ne gol! ben böyle kadere, GS son dakikalarda tam 8 puan kaybetmiş, bu da kondisyon sorununu açıkça gözler önüne seriyor..

Sporun insanları birleştiren bir özelliği vardır değil mi? Antik Yunanda Olimpiyatlar neden yapılmış? Bilmem kaçtane olan yunan şehir devletlerini birleştirmek için, ve olimpiyatlar zamanında savaşa ara verilirmiş..
bizde de başta FB-GS maçları olmak üzere önemli önemsiz 1. lig 2. lig her türlü maçda ortalık her an savaş alanına dönüşebilir, ve çözüm olarak mesela derby maçlarda karşı takımın taraftarları stada alınmaz, ne kadar centilmence..

Neyse efenim sonuc olarak, hakem hatalarının o kadar da gündeme gelmediği bu sezonda şampiyon olan FB'yi gönülden kutluyor, gelecek sezon şampiyonlar liginde en azından bir üst tura çıkmalarını canı gönülden diliyoruz :P
bu anlamlı günde, FB'nin ciddi fanlarından canım arkadaşım Şehribanın birbirinden güzel fotoğraflarını sahibi oldukça iyi GS'li olan bu blogda dostluk ve kardeşlik adına yayınlamakda bir sakınca görmüyorum. İstanbul'a gidip maçları yerinde takip eden arkadaşımın şampiyonlukda da etkisi olduğunu düşünüyorum :)(tabii BJK'den sonra!!)
görüşmek üzere canım iyi kutlamalar :P
ps: Çok sevgili cimbomlu dostlarım kankalarım ve Anti-Fenerli dostlarım : Can, Burcu, Fatoş, Cem, Işık, Şafak, Melike, Ümran, Fatih, ve BJK li kankam Alper ve Çarşı'lı kuzenlerim her şey dostluk için :)Bende değişen bişi yok bilesiniz,
sarııııııı kırmızıııııııııı en büüyüükkkkkkkk cim bombom :P

13 Mayıs 2007 Pazar

Skopje (üsküp)3 ve zaman durmuş bu diyarda..


Makedon gazeteciler ve Makedon ESC fanlarla

Bizans Surları

İbrahim Paşa Cami

Karolina Erovizyon Makedonya temsilcisi









Gercekten de Üsküp bize şoklar yaşattı, Makedon arkadaşlarımız, Pane, Darko, Bibi, Vladamir ve Nikola ile yaptığımız sohbetler oldukça ilginçti, onlar Osmanlı imparatorluğunu tarihlerinin şanlı birer sayfası olarak görmekte ve Türkçe konuşma konusunda oldukça hevesliydiler..(TV programlarından ve Erovizyon nedeniyle yaptıkları istanbul seyahatlerinden öğrenmişler Türkçeyi biraz)
İstanbul'u çok sevmişler, Topkapı sarayını görünce iştee demişler o kadar vergi vermişiz nereye gittiği şimdi anlaşıldı :)
Makedon gazetecilerle de konuşuyoruz, kesinlikle istanbuldaki erovizyon bir başkaymış, her bakımdan :)
Akşam bize hoçakalın partisi düzenlediler, Panenin annesi bizim için musakka yaptı :)
gercekten inanılmazdı yani kelimelere dökemiyorum detayları sorun istiosanız, öyle yani:)
istemiye istemiye üsküpden Atina'ya olan trenimiz için sabahın beşinde kalktık, zaten 3 e doğru yatınca biraz(çoooooooookk) zor oldu, sırbistanın national final şarkılarından bomba ile kaldırıldık, ama müzikle uyanmak bende öyle tuhaf bir etki yaratır ki! böyle gerçek mi hayal mi rüya mı tuhaf ben nerdeyim sendromu..
istasyona geldik ama sırbistandan (yine!)gelicek olan treni nerdeyse 2,5 saat bekledik..Balkanlardan gelicek olan soğuk hava dalgası var ya işte o dalgaya tutulduk bir 15 dakika! neyse tren kalktı, 15-20 dakika sonra yaklaşık bir saat daha durunca sinirle bir görevli aradık, bi amca bulduk sormaya çalışıoruz noluo noluo die , amca dobre dobre diyip bizi başından atıverdi amca ne dobresi dicek olduk ama amca gitmişti bile!
bitti işte üsküp de bitti..Yemyeşil dağlarla çevrili olan sıcak insanlara sahip balkan şehrine hoşçakal demek gercekten zordu.. ama tekrar görüşmek üzere..

http://www.skopjeonline.com.mk/
http://en.wikipedia.org/wiki/Skopje

11 Mayıs 2007 Cuma

Haydi Kenan!



Yesterday i have watched the semi final.. i was about to die, while they were announcing the qualifying countries. because Turkey was in the last 2 envelopes.

when it comes to yesterday's show, i think the results were quite a big shock, because some of the countries really deserved to go through. for instance, i was very sad to see the south cyprus, Malta, Montenegro, Denmark, Israel, Albania and Andorra were eliminated. i didn't like Hungary, Latvia, Serbia and Moldova but they continue. Bulgaria was good, but the singer's voice just irritated me and out of the tune . same for Georgia. Macedonia was impressive, but the song may have been better..

Kenan's performance was good, i am sure he will do better in the final.
i wish the song was much more stronger..and the show would be a bit more interesting.
in spite of these negativeness, his voice, and his style is pretty amazing..and i did like the stageand the lights when he was performing.
Haydi Kenan Türkiye seninle ;)

8 Mayıs 2007 Salı

Skopje (üsküp) (2)


Çifte hamam






Rahibe Terasa

Vardar Nehri


Türkler tarafından yapılmış taş köprü





Sofra Restoran :)
4 saatlik tren yolculuğumuzdan sonra Üsküp'e vardık, ve neredeyse geceyarısı olmustu.
buna rağmen eşyalarımızı koyduk ve Üsküplü ESC fanlarla buluşup bir şeyler içelim dedik..Sanırım hayatta en sevdiğim duygu: tamamiyle farklı, dili farklı, dini farklı bir ülkeye gelmek ve neyle karşılacağına dair yorgunluğun da verdiği mahmurlukla hiçbir şey düşünememek.. ehehehe öyle sanmak yani, gercekten hiç düşünemedim üsküp'ün bir Türk şehrine bu kadar benzeyeceğini..
neyse, köşebaşında hoş bir cafede oturuyoruz, ben lokal bir içecek sordum dedim size özgü bişi içiim gece gece :) arkadaşlar sırıttı, tabii Türk kahvesine ne dersin?
şey yani tabii de hani makedonyaya ait olaydı, iç işte Türk kahvesi aaa!!
peki :) (ama ben Türk kahvesi sevmem!)
neyse ilk şoku atlattıktan sonra küçük çaplı şehir turunda şoklar art arda gelmeye başladı : önce bizim Migrosu gördük, koccaman adı Ramstore tam merkezde, yanında Türk bayrağı dalgalanıyor, köşede Ziraat Bankası, biraz ilerde Yahya Kemal Lisesi, allam noluoruz yaw dedim! Ulen Şafak biz yanlış trene mi bindik yoksa Bursa'da falanmayız!! Hava buarada buz gibiydi çaktırmamaya çalışıoruz ama üstümüzde incecik sweatlerle resmen donduk!
neyse kalacağımız eve geldik, o da aynen klasik bir Türk evi görünümünde bir evdi, yani baya zorlandım kendimi Türkiyede olmadığıma. güzel bir uyku çektik ve ertesi gün sabahtan yollara düştük..
Saraybosna(Bosnahersek)dan sonra Osmanlıdan kalma tarihi eserlere en iyi bakan ülke Makedonyaymış, gercekten gözlerimizle de şahit oluyoruz. Çifte Hamam, İbrahim Paşa Cami, Türkiye Kültür Bakanlığının desteğiyle yapılan okul, tiyatro gercekten bizi mutlu ediyor. Anlaşılan Türkiye Makedonya ilişkileri oldukça iyi, hem ekonomik hem de sosyal. makedon arkadaşlar ooo bu ne ki siz bir 10 sene önce görcektiniz her yer Türk malıydı diyorlar.
Tuhaf sorularıma başlıyorum, hani nerdee Buyuk iskender diyorum nerde doğmuş?
Üzgün ve biraz da sinirli siz o bölgeyi Yunanlılara verdiniz diyorlar! eheh öyle mi!
Yolda Yürürken Rahibe Teresa'nın heykelini görüyoruz, Üsküp'de doğmuş! Bilmiyorduk!

Makedonyanın toplam nufusu 2 milyon, 1,2 milyon makedon gerisi azınlıkmış, Arnavut azınlık oldukça fazla, ve çok sayıda Türk de var.. şehri 2 ye bölen Vardar nehrinin gectiği hoş köprüyü geçerek eski-şehire geçiyoruz. gercekten inanılmaz, mimari osmanlı mimarisi, evler bana beypazarını hatırlatıyor. daracık sokaklarda yuruyoruz tarihi anarcasına.. zaman zaman Türkçe konuşan kızlarla karşılaşıp iki kelam ediyoruz ve şehri tepeden görmek için Bizanstan kalma surlarla çevrili bölgeye doğru tırmanıyoruz. Bu Bizans surları da her yerde karşımıza çıkıyor canım!! :)
acıktık sofra'da bişiler yiyelim içelim :P

6 Mayıs 2007 Pazar

welcome to Ankara Karolina












My polish friend's best friend Karolina came to Ankara a week ago,
and she is also as lovely as Ewa :) She has been to old city of Ankara, Ataturk Mausoleum, Atakule, very rich museum: the museum of Anatolian civilizations (european museum of the year 1997), thanks her great guide Ewa :) No doupt she really knows Ankara, where to visit, where to drink, where to listen rock :P

We were at Biziz bar with many friends and had a great time all together dancing till midnight.. and then Ewa gave a very class party and unfortunately Karolina has to leave soon.. thanks to this party and the previous one, we also had to chance to know her Italian flatmates and their friends, some Italian, French and Turkish.
it was a really great evening, Pietro made a great italian spagetti, it was really delicious. and we drank Polish local drink, votka Zubrowka.. woow it is quite different than the usual votka, it doesn't make you a headacke, or feel hangover etc. it is drunk with a apple juice. and reallt quite nice..

Karolina it is a great pleasure to meet you, and hang out with you. i hope you had had a great time here, and soon we can meet again!
kisses cium :)

2 Mayıs 2007 Çarşamba

Işık Nice Yıllara canıımmmm :))








Canıııııııııımmmmmmmmmmmm :)
teldeki canımdan :) DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN :)
İnşallah hep beraber nice heyecanlı, nice deli, günler geçireceğiz,
bol bol gezeceğiz, göreceğiz :)

Çok sevgili kankamın doğumgununu bizim çırağan sarayımız olan Şafak'ın evinde kutladık :) Ankara manzaralı, havadar, gayet konforlu olan evimizde ev sahibi Şafak hepimizin konforuyla yakından ilgilendi, hatta bir ara bakın arkadaşlar şu köşedeki koltuk acaip rahattır tam TV karşısı kaçırmayın diyerek aramızda husumete yol açtıysa da bir şekilde anlaşmasını bildik :)( Kalk lan ordan!)

her şeyden önce her zamanki gibi Lox'da leziz yemeklerimizi yedik, ve ne yapsak ne yapsak diye düşünüp Şafaklara gitmekte karar kıldık..

Tipik her ev partilerinde olduğu gibi ilk durağımız super market ve pastane oldu..ama o da ne bir yağmurdur bastırdı, ulen alışmamışız bu kadar çok yağmura bi an salak gibi kaldık ortada ne yapacağımızı bilemedik :) neyse Taksi sağolsun :)

Şafak kardeşim bize bir kıyak çekerek, Yunanistandan binbir zorluklarla getirdiği şarabı bizle paylaştı :) çok da süpermiş, sanırsam biraz pahalı bişiydi :P

Yedik içtik, sonrasında Kürşat Başar'a nazire olsun diye, toplandık kare masanın etrafına tartıştık durduk, tabii ki son durumları Türkiyeyle ilgili, Işık ben Şafak ve Yaseminle aynı sularda yüzerken, Alper Kızıldenizde yüzüp sonradan bize katılıyordu :) Alper cidden süper fikirlerin var bazı konularda ama işte uygulaması biraz zor, şu temsili meclis olayı falan :)

En son olarakdan yine yeni yeniden korku filmi muhabbetine girdiler ki hiç hoşlanmam, nitekim ilk 30 dk dan sonra tum ilgimi kaybedip sabırla bitmesini bekledim :)

Işıkcım cuma günü görüşüyoruz, kocaman öpüyorum, her şey gönlünce olsun, her şeyden önce sağlık olsun :) eheheh sen de buyudun di mi :P