
Yorgos& Panos

Selanik'e veda

çok guluyorum ben bu fotoya yaa gidiyoruz bir yere ama nereye :)


her yer yeşil yeşil yeşil :) kuş sanırım yakaladım..
ve işte karşılandık ve kahve içmeye gittik :)Daha Selanik'i içimize sindirememişken, güzel cafelerine doyamamışken Üsküp planımızı devreye sokmaya karar verdik, açıkçası biraz şaibeli, inşallahlı bir plandı :) Nitekim Üsküpte bizi bekleyen arkadaşlar, yardımcı olucak arkadaşlar şafak'ın uzaktan arkadaşları olduğu için trende aramızda gecen diyaloglar şu şekilde idi : İnşallah Hale bizi almaya gelicekler, her şey yolunda olucak Hale, öyle umudediyorum ki iyi insanlar :P
Hmm, gercekten insanı ne beklediğini bilmeyerek seyahat etmek süper bişiymiş :)
Fotograflarda da görüldüğü üzere emektar arkadaşlarımız Yorgo ve Panos bizi istasyona kadar geçirdi, ve oldukca eski Sırp treninde yolculuğumuz bilinmeyen diyara doğru başladı..
veee makedonya sınırına geldik, pasaportlar toplandı, sonra baktık insanlarda bir telaş biz hic istifimizi bozmuyoruz gayet rahatız, meğer millet pasaportlarını geri almaya koşuyormuş :)) ne bilelim ilk seyahatimiz trenle :)
eh haliyle biz de panik olup koşmaya başladık.. polis'e ait olan kucuk odadanın penceresinden millet teker teker pasaportunu alırken, bize -hey siz 2 Türk gelin bakalım şöyle bir içeri- dendik!! Tamam dedim Şafak, işimiz bitti, bilen bilir, Yunanistan ve Makedonya arasında yıllardır süregelen bir husumet sözkonusu, Yunanistan FYROM der, Makedonlar Makedonya, eh Yunanistan-Turkiye ilişkileri de malum, inişli çıkışlı.. Polis bizi içeri aldı, sonra başladı sohbete, meğer Giresunluymuş :) çok görmek istediğinden falan bahsetti, eh bizi de memleketlisi olarak kabul edip baya bi sorular sordu, ama oldukça dostane tavırlarla..sonra ordan başka bir memur geçiyordu ki onun da ailesi Trabzondan göç etmiş.. onla da kısa bir sohbet ettik, ama ben sürekli panik halindeyim, amca diyorum Tren gitmesin, bak bayağı oldu, adam yok yok diyo merak etmeyin biz durdururuz :)) yaw amca yapma etme biz gidelim diyerekten 10. seferde falan pasaportlarımızı alıp yollandık :))
zaten Tren içinde de bi kaç kere Yunanlı memurlar tarafından kontrol edildik, ve TC pasaportunu görünce, direkt Türkçe konuşmaya başlayanlar oldu, Ewa da şaşkın tabii ne oluyor herkes Türkçe konuşuyor :)) biz de tabii memleketten uzakta garip bir trenin içinde bilinmeyene doğru yola çıkmışken dilimizi konuşan insanlar ki -ilk kelimeleri Arkadas ya da Kardes oluyor-çok hoşumuza gidiyor..
sınırı geçtikten sonra da Makedon kontrol memuru Türkçe konuşmaya başlayınca Ewa artıkk yeterrrr diyerek tepkisini dile getirdi..eh canım yaa az değil 500 yıldan bahsediyoruz bir arada yaşadık :)) o amcayla da uzun uzadıya sohbet ettik..Üsküp'de yabancılık çekmezsiniz dedi, ben de Türküm dedi, kafamız biraz karıştı ama muhabbet güzeldi...












































